Sarah Bernhardt, konservatuara gönderilirken, "Ben tiyatro artisti olmak istemiyorum!" diye
bağırmış, ter ter tepinmişti. Her şeye rağmen, artist oldu; hem de çok büyük bir artist.
Ünlü sanatçının en çok başarı kazandığı sahneler, hep ölüm sahneleri olmuştur. Çocukluğundan beri, ölüme karşı tuhaf bir merakı, hatta düşkünlüğü vardı. Eline biraz para geçer geçmez de, kendisine bir kefen hazırlamıştı. Yatarken, bu kefeni her zaman yanı başında bulundurmaya dikkat ederdi. Bir keresinde de, evine gelen konuklarına çay ikram ederken, masanın üstüne örtü yerine, bu kefeni yaymıştı.
Yıllar, olaylar Sarah Bernhardt'ı çok değiştirdi ama büyük sanatçı, ölüme karşı merakını hiçbir zaman yitirmedi.
Paris'te, bir temsil gecesi, ahali, "Sarah Bernhardt öldü," diye birtakım bağrışmalar duyarak, heyecan ve üzüntüyle, yerlerinden fırlamıştı. Sahnenin perdesi de hemen indirilmiş, herkes soluğu Sarah Bernhardt'ın odasında almıştı. Odada gördükleri manzara işe şöyleydi: Sarah, beyaz keten bir elbiseyle, yatağında sırtüstü yatmış, kollarını göğsünde kavuşturmuştu. Çenesi kanlanmıştı. Büyük sanatçı ölmüştü; buna hiç şüphe yoktu. Tam, bu acı haber her yana yayıldığı sırada, Sarah, yattığı yerden kalktı, kahkahalarıyla ortalığı çınlattı.
-"Hayatımın en büyük, en önemli rolünü oynadım!" diye haykırdı.







Bu site KPSS konu anlatımları ve KPSS testlerinden oluşmaktadır. Görüş ve dilekleriniz için lütfen